Erkin Özgünsür
Terör Belası
M.Emin Özgünsür
Sedef Hastalığı ve Para Tuzakları -2
Ferudun Özgünsür
Sahada Röportaj
İsa Kavlak
Nisanda Kar
R.Levent Kutay
Aşkın "A" Hali
Berna Kaya
İçinize Bakın
Caner Kolağasıgil
Hayatımız Survivor
   

Antalya'da En Çok Tercih Ettiğiniz Serinleme Yöntemi Nedir ?





Tüm Anketler





 
ANTALYA




Ümit Ziya Altı İle Yeni Kitabı "Sende Mahsur Kaldım" Hakkında Konuştuk

Sosyal medyada paylaşmış olduğu şiir ve özlü sözleriyle adından sıkça söz ettirerek kısa sürede milyonlarca hayran ve takipçisi kitlesine ulaşan Gazeteci Yazar Ümit Ziya Altı'nın deneme türündeki ilk kitabı "Sende Mahsur Kaldım" Trend Yayınevinden çıkarak okuyucusuyla buluştu.

11 Nisan 2015 19:45
Yorum Sayısı :0  


Sosyal medyada paylaşmış olduğu şiir ve özlü sözleriyle adından sıkça söz ettirerek kısa sürede milyonlarca hayran ve takipçisi kitlesine ulaşan Gazeteci  Yazar Ümit Ziya Altı'nın deneme türündeki ilk kitabı “Sende Mahsur Kaldım” Trend Yayınevinden çıkarak okuyucusuyla buluştu. Tüm D&R Mağazaları ile kitap satılan her yerde satışa sunularak raflardaki yerini alan kitabın yazarıyla Akdeniz Güncel Gazetesi olarak sizler için görüştük ve kendisiyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.


Ümit Ziya Altı, uzun yıllardır yazın dünyasında yer alarak bugüne kadar pek çok gazete, dergi haber ve edebiyat sitelerinde köşe yazısı, makale, şiir ve denemeleri yayımlanan, yazmaya âşık duygu yüklü bir insan. Aslen İstanbul doğumlu ve ailesiyle birlikte 1993 yılında Antalya'ya yerleşmiş ve bir daha da Antalya'dan kopamamış. Adeta o duygu yüklü dizelerinde ki gibi bu şehre sevdalanmış. Yazarlığın dışında Antalya basın camiası içerisinde aktif olarak pek çok Radyo, TV ve Gazete de başarılı programlara ve yazılara imza atan Altı, şimdilerde de Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği'nde (AESOB) Basın Danışmanı olarak mesleğine devam etmekte.


İlk olarak yazmaya kaç yaşında ve nasıl başladığınızı öğrenmek istiyoruz. Bu yazma merakı ilk olarak sizde ne zaman başladı ve nasıl gelişti? 


Öncelikle tüm Akdeniz Güncel Gazetesi ailesine, kitaplarımızın sesini daha da çok geniş kitlelere duyurma fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum. Yazma merakı ve yazarlık coşkusu bende ortaokul yıllarında başladı. Türkçe derslerinde hocamız bizlere kelime haznemizi geliştirmek adına cümle kurdururdu. Bende sınıftakilerin aksine sıradan cümleler yerine böyle daha edebi ve tabiri caizse duvar yazılık olan cümleler kurmayı tercih ederdim. Tabi daha o yıllarda kurduğum bu cümleler hem öğretmenimin hem de sınıftaki diğer arkadaşlarımın dikkatini çekerek onlar tarafından çok beğenilirdi. Yine ona keza tüm sınıfa verilen bir konu üzerine kompozisyonlar yazardık, burada da yazmış olduğum kompozisyonlarla sınıfta en yüksek notu hep ben alırdım. Öğretmenimden ve sınıf arkadaşlarımdan aldığım o övgü dolu sözler neticesinde de bir de bakmışım ki yazmak benim için en mutlu olduğum bir eyleme dönüşmüş. Zaten sonrasında da bir daha elimden kalem ve kâğıdı hiç mi hiç düşürmedim. Kendimi bildim bileli hep yazdım. Ve bu yazma edimi hayatım boyunca peşimi hiç bırakmadı.


İlk kitabınız kısa bir süre önce okuyucuyla buluşarak raflardaki yerini aldı. Peki, ilk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz? Ülkemizde kitap yayımlatmak zor mu? 


Uzun yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi bu ve en sonunda da Trend Yayınevi sayesinde bu hayalim gerçeğe dönüşerek hayatımın rotasını da her zaman istemiş olduğum bir yöne doğru çevirmiş oldu. Aslında bu ülkede kitap çıkartmak o kadar da zor bir şey değil. Bugün internette bile 'kitap çıkartmak istiyorum' diye yazdığınız zaman daha önce adını sanını dahi duymadığınız pek çok kitapevi ve yayınevinden karşınıza çeşitli paketlerin ve fiyatların sunulduğu bir sürü seçenek çıkacaktır. Veya sırf kitabım var diye yazar oldum moduna girme niyetindeyseniz de yine ücreti mukabilinde eşe dosta dağıtmak için herhangi bir matbaada da kitabınızı bastırabilirsiniz. Ama size sadece şunu söyleyeyim ki kitap çıkartmakla yazar olmuş olmuyorsunuz. Yazarlık o kadar kolay ve ucuz bir şey değil çünkü. Yazarlık yetenek ister, bilgi birikim ister ve en başında da tabi ki çok çok okumak. Bizlerse henüz daha yolun çok başındayız. Kendinizi bir yazar olarak tanımlamaktan ziyade okuyucunun sizi bir yazar olarak kabul etmesi ve öyle görmesi gerekiyor. Her gün piyasaya neredeyse yüzlerce yeni kitap çıkıyor ve tabii ki de yeni yüzler ama bunlardan kaçı bu işi hakkıyla sürdürebiliyor ve kalıcı oluyor derseniz de bu kişiler neredeyse bir elin beş parmağını geçemiyor. Yazarlık da devamlılık ve okuyucuyla iletişim içerisinde olabilmek çok önemli. Eğer siz bir kitap yazıp ben artık oldum deyip köşenize çekilir ve okuyucuyla olan iletişimi keserek havaya girerseniz, okuyucu ile aranızdaki bağı koparmış olursunuz ki bu bağ tıpkı vücudumuzdaki kalbe giden damarlar gibidir! Bir anda yazın hayatınız sona erebilir. Bu yüzden ben elimden geldiğince okuyucumla iç içe olmaya özen gösteriyorum. Bana gelen tüm mesajlara mutlaka cevap veriyorum, iletmiş oldukları sorunları hakkında fikirlerimi beyan ederek onlara yardımcı olmaya ve yol göstermeye çalışıyorum. Gelelim kitap çıkarma işine, az önce dediğim gibi siz sadece kitap mı çıkarmak istiyorsunuz yoksa okunan bir yazar mı olmak istiyorsunuz? Önce bu sorunun cevabını kendinize bir sormalısınız. Eğer cevabınız sadece kitap çıkartmak ise o zaman ücreti karşılığında içeriğine hiç bakmadan kitabınızı basıp yayınlayacak bir sürü yer var. Ama siz okunan bir yazar olmak istiyor ve edebiyat dünyası içerisinde yer almak istiyorsanız da o zaman işiniz bir hayli zor.  Hele ki bir yazarın ilk kitabını yayınlatması hiçte kolay değil!  Bir eser yazıp ortaya koydunuz ve bu eserinizin güzel olduğunu düşünerek okuyucuyla buluşturmak istiyorsunuz diyelim. İşte asıl iş bundan sonra başlıyor. Bugün bir kere, ünlü ve kaliteli yazarların kitaplarını basarak piyasada yer alan pek çok iyi ve başarılı yayınevine hiçbir şekilde para karşılığında eserinizi yayımlatamazsınız. Ancak ve ancak bu yayınevlerinde çalışan bir tanıdığınız ya da kendini ispat etmiş bir yazar arkadaşınızın vasıtasıyla buralara dosyanızı gönderebilirsiniz o kadar. Tabi göndermiş olduğunuz dosyanızın editörler tarafından dikkate alınarak okunma olasılığının ihtimaller dâhilinde olup olmadığı durumundan bahsetmiyorum bile. Kaldı ki bu tür yayınevlerine her gün yüzlerce yeni yazar adayından dosya gelmekte. İşte böyle zorlu bir süreçten bahsediyorum. 


Peki, siz bu süreçten nasıl geçtiniz? Sizinde karşılaştığınız zorluklar oldu mu?


Tabiî ki de her yazar adayı gibi benimde karşılaştığım güçlükler oldu ama ben hiçbir zaman vazgeçmedim. Çünkü yazdıklarıma ve kalemime inanıyordum. Zaten siz gerçekten iyi bir şey yazdıysanız eninde sonunda ona hak ettiği değeri veren birileri çıkıyor. Benim niyetim hiçbir zaman sadece kitabımı bastırıp eşe dosta dağıtmak ve piyasada kitabım var diyerek gezinmek olmadı. Öyle olsaydı bu zaman kadar çoktan ilk kitabımı çıkartmış hatta devamında da şu an dördüncü beşinci kitabımı çıkartıyor olurdum. Benim gayem bu işi hakkıyla yapan ve piyasada varlığını kabul ettirmiş olan kaliteli bir yayınevinden ilk kitabımı çıkartarak güzel bir başlangıç yapmak ve ardından da yazarlığın hakkını vererek yeni kitaplara imza atabilmekti ve çok şükür Trend Yayınevi ile bu amacıma da ulaşmış oldum. Hayalini kurduğum ve ilk kitabımın mutlaka buradan çıkmasını istiyorum dediğim iki tane yayınevi vardı, birincisinden olumlu bir cevap alamadım ama çok şükür ikincisi dosyamı okumayı kabul etti, beğendiler ve sonunda da onlarla anlaşarak kitabım içime sinen bir yayınevinin ismi adı altında raflardaki yerini almış oldu. Tabi bunda sosyal medya üzerindeki hesaplarımdan paylaşmış olduğum sözlerin ve şiirlerin büyük etkisi oldu. Çünkü kendisi de zaten çok iyi bir yazar olan yayınevimin koordinatörü Emre Karataş'la sosyal medya sayesinde tanıştım.  Hani yazar yazarın halinden anlar derler ya, sağ olsun o da benim gibi duygu yazan bir yürek olduğu için dosyamı kabul etti, Trend Yayınevinin editörleri tarafından dosyam okunularak beğenildi ve böylece de bana Trend Yayınevinin kapıları ardına kadar açılmış oldu. 


Biraz da kitabınızdan bahsedelim istiyorum, Sende Mahsur Kaldım ne tür bir kitap ve ne anlatıyor?


Sende Mahsur Kaldım bir deneme kitabı aslında. İçerisinde hikâye, şiirler ve aforizmalar var. İki kelimeyle özetleyecek olursak da yarım kalan bir aşk hikâyesini anlatıyor.  Kitapta geçmişlerindeki aşkların acısında mahsur kalan ve kaybettikleri aşklarına özlem duyanların hikâyesi var. Aşkı, sevgiyi, ayrılığı, hüznü, yalnızlığı ve hasreti, deneme yazılarımla şiir ve hikâyelerimin arasında serpiştirmeye çalıştım. Geride bırakılanların unutulmadığını, bu uğurda yaşanacak olan güzel anıların ertelendiğini ve eskilerde mahsur kalanların duygularını bir şekilde betimlemeye çalıştım. 


Genelde yazarlar kitaplarını geceleyin el ayak çekilince yazarlar denilir acaba sizde de böyle mi ve size ilham veren özel bir durum var mı?


Yazmak duygu işidir. Duygular çepeçevre etrafınızı sarmaya başladı mıydı elinizdeki kalem dile gelir ve başlarsınız satırlarla muhabbet etmeye. Önce şiire damlatırsınız duygularınızı ki bence şiir insanın kendisiyle konuşmasıdır. Ardından şiirdeki o dizelerde size dar gelmeye başlar ve yüreğinizdeki tüm kelimeleri dökmek istersiniz sayfalara. Sayfalar sayfaları kovalar, zaman durur, yürek doygunluğa ulaşır ve böylece bir de bakmışsınız ki gün ağarmış ve bilgisayarınızın ekranındaki açık olan word sayfasında da epeyce bir yazı birikmiş ve yepyeni bir bebek daha dünyaya gelmiştir artık. Tabi dış etkenlerin fazlalığı yüzünden bütün bunları gündüz yapmanız çok zor olduğu içinde genelde yazmak için geceyi ve sessizliği tercih eder yazarlar. Gece, yalnızlıktır çünkü ve insan ancak yalnız kaldığında alabildiğine yazar. Bu yüzden bende genelde geceleri daha çok verimli oluyorum ve yazmak için tercihen geceleri bilgisayarımın başına oturuyorum. Bana ilham veren özel bir durum var mıdır sorunuza ise new age tarzı müzikler diyebilirim. Çünkü ben genellikle yazılarımı yazarken bu tür müzikler dinlemeyi tercih ediyorum. 


Yazarlık sizce bir meslek midir ve para kazandırır mı?


Bana göre meslek, alacağın belli bir eğitimin sonucunda çıraklık eğitimiyle kazanılan bir iş, sistemli bilgi ve becerilere dayalı bir statüdür. Tabi belirli bir yetenekte ister ama yazarlık duygu işidir. Sonradan kazanılan bir statü değildir. Bu iş bir meslek olarak görülmemelidir. Duyguların dile getirilmesidir yazarlık. İşin içine para girerse olmaz. Zaten o zaman yazar değil tüccar olursun. Oysa şair ve yazar olmak da asıl amaç para kazanmak değil duyguların dışa vurulup kâğıtlara dökülerek bunu diğer insanlarla paylaşmanın mutluğunu yaşayabilmektir.  Bu yüzden parayı düşünerek yazmak olmaz! Çünkü üzerine asla bir fiyat etiketi koyamayacağımız tek şey duygularımızdır. 


Son olarak yazar olmak isteyen gençlerimize ne önerirsiniz?


Genç kardeşlerimize yazmaktan başka çareniz kalmadıysa sonuna kadar gidin derim. Hiçbir güçlük asla sizi yolunuzdan alıkoymasın. Şu an için yazdıklarınızı çevrenizdekiler hatta en yakın arkadaşlarınız dahi beğenmeyerek eleştirebilir ama siz siz olun kaleminize ve kendinize inanmaktan asla vazgeçmeyin. Yazacağınız her bir şiirin, sözün ya da deneme yazısının bir sonraki yazacağınız cümlelere ışık tutacağını sakın aklınızdan çıkarmayın ve hiçbirisini yırtıp atmayın. Gün gelir bunlar sayesinde kaleminizdeki gelişmeyi çok daha net görebilir ve kat ettiğiniz mesafeyi de daha iyi anlayabilirsiniz. Ve son olarak da tabii ki genci ve yaşlısıyla herkese bol bol kitap okumalarını tavsiye ediyorum.


Ümit Ziya Altı “Sende Mahsur Kaldım” isimli kitabının arka kapak yazısında da şu satırlarla okuyucusuyla buluşuyor… 


Sırf göz göze geldin diye başlar bazı hikâyeler. O gün nereye gittiğini dahi hatırlamazsın. Hatta o an biri çıkıp, “Neredesin?” diye sorsa adresi bile tarif edemezsin. Olan olmuş ve seve seve yazmak istediğin o hikâye başlamıştır artık.


Çünkü onunla göz göze gelmiş, kokusunu duymuşsundur. Fakat sırf başladı diye bitmek zorunda olan her hikâyede olduğu gibi sona gelindiğinde;


Sen helâl edersin ama o heba eder…


Ümit Ziya Altı Kimdir?


Asıl mesleği gazetecilik olan Ümit Ziya Altı, 20.10.1974 İstanbul doğumludur. Çeşitli gazete, dergi, haber ve edebiyat sitelerinde köşe yazısı, makale, şiir ve denemeleri yayımlanan ve Antalya'da yaşayan yazarın Trend Yayınevi'nden çıkarak okuyucusuyla buluşan bu ilk kitabıdır.





YORUMLAR
Henuz Yorum Yok...