Erkin Özgünsür
Terör Belası
M.Emin Özgünsür
Sedef Hastalığı ve Para Tuzakları -2
Ferudun Özgünsür
Sahada Röportaj
İsa Kavlak
Nisanda Kar
R.Levent Kutay
Aşkın "A" Hali
Berna Kaya
İçinize Bakın
Caner Kolağasıgil
Hayatımız Survivor
   

Antalya'da En Çok Tercih Ettiğiniz Serinleme Yöntemi Nedir ?





Tüm Anketler





 
ANTALYA




Saraçlık Mesleğine Dair; "Saraç Ustası Aydoğan İnan İle Harika Bir Röportaj"

Antalya'da ayakkabı imalat sektörü sadece 4 kişinin elinde. 2 milyon nüfuslu
bir şehir olan Antalya'da sadece 4 kişi. Bu 2 milyon nüfusun senelik
ayakkabı ihtiyacı 5 milyon çift ayakkabıdır. Üstelik bu 4 imalatçı, ürettiği
ayakkabıyı Antalya'da satamıyor. Antalya'da bu meslek yapılmaz, yapılmaz.

11 Nisan 2015 19:10
Yorum Sayısı :0  


Ayakkabıcılık mesleğinin ayrı bir kolu olan, Saraçlık mesleğinin son temsilcilerinden birisi olan Aydoğan İnan ile yaptığımız röportajda, Antalya'daki ayakkabı imalat sektörünün yanı sıra; ortopedik ayakkabı imalatını da değerlendirme fırsatını yakaladık.


Ayakkabı imalatı konusundaki sıkıntıları ve mesleğin yaşadığı zorlukları da anlatan Aydoğan İnan, Antalyalıların ayakkabı tercihinin fabrikasyon üretimden yana olduğunu söyledi.
Ortopedik ayakkabı ve Bot imalatı yapan Yıldız Ortopedi adlı işyerinde yaptığımız röportajda Aydoğan İnan, mesleğin artık bittiğini dile getirdi.


İsa KAVLAK: Merhaba, sizi tanıyarak ve tanıtarak röportajımıza başlamak isteriz.

Aydoğan İNAN: Ben 1950 doğumluyum. 1971 yılında Antalya'ya geldim. Aslen İzmirliyim. Rahmetli  eşim Antalya'lıydı. O zamandan beri Antalya ile ilişkimiz var. Ben meslekten emekliyim. Vakit geçsin diye işime devam ediyorum.


İsa KAVLAK: İşlerin durumu nasıl, payasaya göre hareketli mi?


Aydoğan İNAN: İşler biraz durgun.


İsa KAVLAK: Bu durgunluğu neye bağlıyorsunuz? Fabrikasyon üretimin etkisi var mı?


Aydoğan İNAN: Büyüklerin yanında durmak çok zor. Onlarla mücadele edemiyorsunuz. Bunu gücümüz yok zaten. Biz malzemeyi sayılı alırken, büyük firmalar girdiği zaman fabrikadaki malın tamamını alıyor, bizim 3 liraya mal ettiğimizi o 2 liraya mal ediyor ama, bizden pahalıya satıyor. Bir de bizim Antalya'nın bir özelliği var; Dışarıdan gelen mallar Antalyalı için, Antalya'da yaşayanlar için daha cazip oluyor. Böyle olunca da bizim ürettiğimizi satacak esnaf da yok diyebilirim.


İsa KAVLAK: Siz burada ortopedik ayakkabı imalatı da yapıyorsunuz. Biraz da bundan bahsedelim.


Aydoğan İNAN: Antalya'da ortopedik ayakkabı imalatı yapan sadece 2 kişi var. Bunlardan birisi de burada yapılıyor. Buradaki Ortopedik imalatları yapan arkadaşımız Bayram Sözer. O da mesleğine 30-35 yılını vermiş bir arkadaşımız. Bayram bey, ortopedik ayakkabıda imalat yapan 2 kişiden birisi.


İsa KAVLAK: Ortopedik ayakkabılar reçete ile mi yapılıyor, yoksa isteyen herkes ortopedik ayakkabı yaptırabiliyor mu?


Aydoğan İNAN: Herkes yaptırabilir ama, en doğrusu reçete ile yapılanıdır. Çünkü doktor tarafından yapılan muayene ve yazılan reçeteye göre yapılması gerekir. Çünkü SGK desteği alması için reçete gerekli.


İsa KAVLAK:  Bir anlamda siz burada kişiye özel ortopedik imalat mı yapıyorsunuz?


Aydoğan İNAN: Mesela adamın veya bayanın bir ayağı uzun, bir ayağı kısa olabiliyor. Onun için özel olarak imalat yapıyoruz. Bu kişinin bilgileri kayıtlı oluyor. 5 sene sonra da, 10 sene sonra da telefonla  arayıp bize sipariş verebilir. Çünkü bilgilerini kaydediyoruz. Ona göre imalatımızı yapar kargo ile adresine ulaştırırız.


İsa KAVLAK: Peki böyle müşterileriniz var mı? Başka şehirlerde, ilçelerde olan?


Aydoğan İNAN: Tabii var. Hatay'da, Kars'ta, Ardahan'da müşterilerimiz var. Telefonla arayıp siparişini veriyor. Biz de ayakkabısını yapıp gönderiyoruz. Bize ayakkabı yaptıranların bilgileri sürekli durur. Zaten ayakkabı yaptıranların ayakları değişmez. Sadece çocukların ayakkabılarında değişiklik oluyor. Çocuklarda genellik 6 ayda bir değişir.


İsa KAVLAK:  Bir kişi doktora gittiği zaman, doktor kişinin ayağına göre ayakkabı reçetesi yazınca sizi nasıl buluyor?


Aydoğan İNAN: Hasta doktordan sonra medikalci veya ortopediciye gider. Onlar da bize yönlendirirler.  Medikalciler de kendileri siparişi alıp bilgileri bize vererek ayakkabıyı yaptırabiliyorlar. Medikalciler, ayakkabıyı yapmıyor, o ayakkabının yanında verilecek olan veya o ayakkabıya takılacak olan malzemeleri verir.


İsa KAVLAK: Birbirine bağlı bir sistem gibi.


Aydoğan İNAN: Bir bakıma öyle. Onlar bu işin okulunu okumuş insanlar. Onlar her şeyini hazırlarlar ama ayakkabıyı yapamaz. Çünkü imalat onların işi değil. O ölçüsünü verir, bilgisini verir. İmalatını biz yaparız.


İsa KAVLAK:  Antalya'da 2 tane ortopedik ayakkabı imalatçısı var dediniz. Bu yeterli mi?


Aydoğan İNAN: Antalya için yeterli. Ama zaten meslekte usta da yetişmiyor.


İsa KAVLAK:  Çırak sıkıntısı mı var?


Aydoğan İNAN: Ben kendimden örnek vereyim. Benim 6 tane çocuğum var. Hepsi evli barklı. En küçüğü 33 yaşında. Ben hiçbirisini mesleğin etrafına sokmadım. Bunun sebebi; Antalya'da bu işi yapan doymaz. Doymak için büyük imalathane açman lazım. Onun için yeterli imkan yok. Eleman yok, malzeme yok.  Meslek güzel ama dediğim gibi sıkıntı var. Ben 6 tane çocuk okuttum, evlendirdim. Hepsini bu meslekten okuttum, bu meslekten evlendirdim, bu meslekten karnımız doydu, bu meslekten emekli oldum. Ama birisi çocuğunu getirip çıraklık yapmasını istese;  bana çocuğu çırak olarak verme derim. Ama çocuk sokaktan kurtulsun diye veriyorsan tama ama bu mesleği öğrensin ekmek yesin diye çırak olmasını istiyorsa yok. O devir geçti. Ben ilk yıllarımda 150 çift ayakkabı dikerdim. Şükür ki emekliyim. Yoksa bu mesleğe kalmış olsam işimiz zordu.


İsa KAVLAK: Aydoğan Usta; Saraçlık yapan usta sayısı yok denecek kadar az değil mi?


Aydoğan İNAN: Saraç ustası Türkiye genelinde bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar az. Kızlarım vardı Ankara'da onların yanına gittim. Orada bir işyerine gittim. Oyalanayım diye bir yere gittim orada. Oradaki adam; “Usta sen, türünün son örneğisin. Sen burada otur bize model yap, ne istersen verelim” dedi. Yani usta yetişmiyor. Çırak sıkıntısı olayına gelince. Genelde ailelerimiz çocuklarını okutuyorlar. Ben şahsen çok seviniyorum okuttuklarına. Çünkü ben kendimi düşünmem. Bir çırak alsam bu işi öğrense bu işi yapmaz. Bu işte istikbal yok. Bütün ailelere buradan sesleniyorum. Kesinlikle çocuklarını okutsunlar. Bir işe gireceği zaman en az lise diploması soruyorlar. Ben doğruları söylüyorum burada. Meslek güzel diyebilirim. Evet meslek güzeldi ama 20-30 sene öncesinde. Bir kişi çocuğunu işe sokarken, ileride çoluk çocuğuna bu meslek sayesinde rahatça bakabilir mi diye düşünmeli. Bu yüzden ailelerin çocuklarının okutmalarını öneriyorum. 


İsa KAVLAK:  Esnafa devlet tarafından verilen krediler var. Bunlar sayesinde işyerlerini geliştirmek mümkün değil midir?


Aydoğan İNAN:  Kredi verirken öne sürülen şartlar küçük esnaf için çok ağır şartlar.  Bir sürü şartı şar. Yok şu kadar kişi istihdam edeceksin, şu kadar iş yapacaksın… Benim param, sermayem olursa, malzemem olursa ben yanımda adam çalıştırırım. İşin gerçeği bu. Yani bana kredi veriyor ama ağzımdaki dişleri söküyor. Ben o krediden kazanmam lazım ki iş yapayım. Bugün bir esnaf 18 bin lira kredi çekmek istese 32 bin lira geri ödemek zorunda. Böyle esnaf ayakta nasıl kalsın, nasıl gelişsin, işini büyütsün?


İsa KAVLAK: Eskiden ben hatırlıyorum, Antalya'da ayakkabı imalat atölyeleri vardı. Şimdilerde yok. En azından benim gördüğüm yok. Sizce nasıl sektörün durumu?


Aydoğan İNAN: Antalya'da ayakkabı imalat sektörü sadece 4 kişinin elinde. 2 milyon nüfuslu bir şehir olan Antalya'da sadece 4 kişi. Bu 2 milyon nüfusun senelik ayakkabı ihtiyacı 5 milyon çift ayakkabıdır. Üstelik bu 4 imalatçı, ürettiği ayakkabıyı Antalya'da satamıyor. Antalya'da bu meslek yapılmaz, yapılmaz. Bugün bu işi yapan insanlar sadece karın tokluğuna çalışıyor. Böyle iş olmaz. Bundan 10 sene öncesinden bir örnek vereyim.  Bir imalatçı vardı Antalya'da. Günlük 150 çift ayakkabı çıkarır satardı. Adam vefat etti ,Adamın 40 bin lira piyasadan alacağı, 70 bin lira ise borcu çıktı. İşte bizim mesleğin gerçekleri.


İsa KAVLAK:  Bir çift ayakkabının imalatından satışına kadar kaç kişi emek veriyor?


Aydoğan İNAN: Dericisi, malzemecisi, çivicisi, saracı, sayacısı, imalatçısı, satıcısı derken birçok kişi ekmek yiyor. Ama vitrinde fiyatı 100 lira deyince pahalı deniyor. Bugün 10 liraya ayakkabı satılıyor. Tamam adamın gücü yoktur alır ama, bir de o ayağın sağlığını düşüneceksin.  10 liralık ayakkabıyı 15 gün devamlı giyince 16. Gün ayaklarında mantar olur. Çünkü onlar plastik. O ayakkabıya verilen paraya günah. Ayakkabı hava almıyor.  Ben bu işin içindeyim 10 liraya bu ayakkabı nasıl çıkıyor anlayamıyorum.


İsa KAVLAK: Onlara sorsanız onlar da memnun değildir her halde?


Aydoğan İNAN: Yok, kimse memnun değil. Zaten onlar 10 liraya ayakkabı satarak ne kazanacaklar? Dükkan kirası, çalışan maaşı, vergisi. 


İsa KAVLAK:  Aydoğan Usta, bize ayırdığın zaman için teşekkür ediyor, hayırlı işler diliyorum.


Aydoğan İNAN: Ben teşekkür ediyorum.





YORUMLAR
Henuz Yorum Yok...